ABD Apo'yu neden bize verdi hala anlayabilmiş değilim (Bülent Ecevit)
Amerika Apo’yu Türkiye’ye verdiğinde; Ecevit azınlık hükümetinin başbakanı idi. "Lazaros Mavros" adına düzenlenmiş Kıbrıs Rum Kesimi pasaportu taşıyan Öcalan için, 16 Şubat 1999'da Başbakan Ecevit "Değerli gazeteci arkadaşlarım, sizlere ve aziz yurttaşlarıma bir haberim var. Bu sabaha karşı saat 03.00'ten itibaren bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan Türkiye'dedir." dedi.
1999 seçimlerinde Ecevit’in aldığı oylar Apo sayesinde alındığı için yapay “köpük oylardır” O tarihlerde uzatmaları oynayan Ecevit 74 yaşında idi. İğneleyici konuşmalar yapan Cindoruk; Ecevit’in sahne almasını alaya almıştı. Hani güve bulaşmasın diye kullanım dışı saklanan elbiseler naftalinlenir ya. O misal “naftalinli Ecevit” diyordu.
APO neden teslim edildi? MİT üst düzey yetkilileri, dış basın ve yorumcular olaya şu net açıklamayı getirir: ABD kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurma planını uygulamaya koyduğunda; Apo konumu itibariyle buna engel teşkil eden bir figürdü. Bu nedenle Türkiye’ye teslim edildi. Hatta bu konuda Apo daha teslim edilmeden Özgür Politika gazetesinde şu demeci vermişti: “Doğrudan ABD tarafından yönlendirilen bir komployla ulusal kurtuluş çizgisinin tamamen tasfiyesi amaçlanmaktadır. Kuzey Iraklı Kürt liderlerin katıldığı Washington Deklarasyonu süreci, tasfiyemiz üzerine kuruldu. Barzani ile Talabani’nin Ankara’ya gidişleri bu çerçevededir.” Apo kendisine yönelik komployu fark etmiş, ama kaçamamıştı.
Öcalan’ın teslim edilmesinde yamyam batı için en önemli konuyu biraz daha açalım: “Bir Kürt devleti kurulsun ki; Kurulan bu devletle Kuzey Irak’ta bulunan zengin petrol yataklarına çökmek için (buna yatırım diyorlar) batılı büyük sermaye sahiplerinin istekleri vardı.” Proje için risk olması kesin olan Apo Türkiye’ye teslim edildi.
Daha önce de ABD Öcalan’ı teslim etmek istedi. Çiller büyük bir hevesle Alparslan Türkeş'i aradı. Görüşme anında Çiller; "Efendim size bir müjdem var; ABD Apo'yu bizse teslim edecek" Tecrübeli siyasetçi Türkeş; "Sakın ha! Sakın Apo'yu teslim almayın. Size onu astırmazlar. Teslim ederken de birtakım şartlar ileri sürerler. Bu şartları yerine getirmezseniz siyaseten sizi bitirirler. Getirirseniz zaten bitersiniz. Sakın teslim almayın!" Alparslan Türkeş'e göre Apo'yu teslim almak onunla birlikte bütün problemlerini de teslim almak olacaktı; Türkiye bunun altından kalkamazdı.
Nihayetinde Öcalan’ı asmayan Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz. 3 Kasım 2002 seçimlerinde baraj altında kalacak, tarih Alparslan Türkeş'i haklı çıkartacaktı.
Apo teslim alınmıştı. “Memlekete hoş geldin. Nasılsın?” sorusuna “Eğer bir hizmet imkânım varsa, ben inanıyorum ki vardır... Daha üst düzeydekilere bildirirsek, ben seve seve hizmet ederim. Çok da iyi ederim... Beni vurmayın da...”
“Bak kaydediyoruz senin şeyleri (konuşmalarını)”
“Edin. Edeceksiniz tabi. Yayınlayın. İşkence etmediniz. Benim içimden geliyor bunları söylemek. Türkiye’yi seviyorum; hem de çok. Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğimden eminim. Gerçekten...” (Argoda Yusuf Yusuf dedikleri bu olmalı)
Apo bunları niçin söylüyordu? Daha önce Apo için Çiller döneminde suikast hazırlığı yapılmıştı. Yakalanacak Türkiye’ye getirilecek ya da öldürülecekti. Bu durumu Apo’ya kırmızı fularlı kalpaklı Prof. Yalçın Küçük haber vermişti. Çiller bu sayede en büyük
rakibi Mesut Yılmaz’ı bitirecekti. Yalçın Küçük mahkemede “Önemli devlet görevlilerinin ricası oldu. Bende yerine getirdim, Apo’yu bir kafese koyup seçim meydanlarına götüreceklerdi” diye savunma yapmıştır. Dedikleri doğruysa ANAP’lı bazı siyasiler Çiller’in suikast hamlesine dur demişler.
O günlerde Öcalan televizyonlara çıkarılsa, PKK’dan silah bırakıp dağdan ovaya inmesini istese büyük bir ihtimalle örgüt bitirilecekti. CB Demirel bu senaryoya karşı çıktı. “Bu Apo’yu kahraman gibi göstermek olabilir” dedi. Başbakan Ecevit de ısrarcı olamadı ve çok önemli bir fırsat kaçırıldı.
ABD 16 Şubat 1999 tarihinde Apo’yu verdi. Bu arada Ankara DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel, Fettullah Gülen hakkında, "yasa dışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu" suçlamasıyla 19 Mart 1999'da soruşturma açtı. Fetullah Gülen, soruşturma açıldıktan iki gün sonra 21 Mart 1999’da Amerika'ya kaçırıldı.
Fetullah Gülen'in kaçışı Başbakan Bülent Ecevit’in desteğiyle oldu. FETÖ medyası çalışanlarından Faruk Mercan Gülen'in hayatını anlattığı kitabında, Ecevit'in, Fettullah Gülen'e telefon açarak, "Sağlığınız çok önemli... Sizinle ilgili böyle bir soruşturma olsa haberimiz olurdu... Lütfen tedavinizi aksatmayın ve Amerika'ya gidin..." demiş.
(Ne kamuflajlı bir telefon görüşmesi değil mi? Açık açık davayı konuşsa o görüşme Ecevit’i siyaseten yakardı.) Gülen daha sonra beni ABD’ye Ecevit gönderdi demiştir.
Gülen için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Başkomiser Ahmet Akgün koruma olarak verildi. Gülen de bu koruma müdürü ile Amerika'ya kaçtı. (Kaçırıldı)
Türkiye bu günlere mayınlı arazide yürüyerek geldi. Niçin “Terörsüz Türkiye” diyoruz.
Netanyahu adlı günümüzün Hitler’i, Arap liderleri tehdit ediyor: “çıkarlarınızı, iktidarınızı korumak istiyorsanız tek bir şey yapmalısınız: Sessiz kalın!” Yani susun!
Gazze’de soykırım yaptı. Lübnan, Suriye ve İran’a saldırdı. Haniye suikastı, Katar’da barış görüşmesi için bekleyen Hamas yetkililerine de suikast düzenledi. Arkasına ABD gücünü alarak dünyayı ateşe vermeye çalışıyorlar. Fırsatını bulduğu an bize de saldırır.
Türk Dil Kurumu “İpten kazıktan kurtulmuş” deyimini “her türlü kötülüğü yapacak yaratılışta olan (kimse)” olarak açıklar. Bu deyim nereden geliyor? Eskiden en ağır idam şekilleri asılmak (ip) ve kazığa oturtulmak olduğu için, İpten kazıktan kurtulmuş (asılmaktan ve kazığa oturtulmaktan kurtulmuş) deyimi doğmuştur. ABD başkanı Trump ve İsrail başbakanı Netanyahu bu tanıma tam uyan kişilerdir. Kendilerinden her türlü kötülüğün gelebileceği bir dünyada yaşıyoruz. Şakası yok dünya nizami olmayan bir savaşın ortasındadır.
Basit bir anlatımla: hasımlarınız bahçe duvarına gelmiş, camlarınıza taş atıyor, yangın çıkarmak için Molotof kokteyl fırlatıyor, silahla ateş ediyorlar. Siz ise o esnada: Evdekilerle tartışıp kavga ediyorsanız, evdekilerle dövüşüyorsanız sizi kısa sürede ya imha ederler ya da en iyimser ihtimalle esir alır köle yaparlar. Terörsüz Türkiye projesi ile evin içini hatta mahalleyi güvenli hale getirmeliyiz.
