Zeynep DURAK

Tarih: 03.02.2026 09:35

Süslenmiş Günahlar Çağı: Şeytanın Mühleti, Batı’nın Sessizliği

Facebook Twitter Linked-in

Şeytan Allah’a isyan ettiğinde mesele kibirdi.

Ama hikâye orada bitmedi.

Asıl hikâye, şeytanın Allah’tan kopmayıp insana musallat edilmesiyle başladı.

 

Şeytan “Ben yokum” demedi. 

Ben yanlışım” demedi. 

Affet” demedi.

 

Dedi ki: “Bana mühlet ver.”

 

Bu cümle çok kritiktir…

Çünkü şeytan Allah’ın varlığını inkâr etmedi. Allah’ı tanıdı. Gücünü bildi. 

Ama itaati reddetti. 

Yani mesele bilgi değil, ahlâktı. Bugünün Batı’sı gibi. Her şeyi biliyor, hiçbir şeye boyun eğmiyor.

 

Kur’an bunu açık açık anlatır: “(Şeytan) dedi ki:" Beni azdırmana karşılık, ben de senin dosdoğru yolunun üzerinde onlar için pusu kuracağım.” (A’râf, 16)

 

Bakın, yolun dışında değil. Yolun üzerinde. ..

Şeytan insanı uçurumdan itmez önce. Önce yolu süsler. Önce anlamı bozar. Önce haramı normalleştirir. 

Batı’nın yüzyıllardır yaptığı tam olarak budur.

 

Epstein meselesi bu süsleme işinin vitriniydi…

Çocuk istismarının “elit çevrelerde” sistematik hale gelmesi bir sapma değil, bir sonuçtu. 

Güç kutsanırsa, sınır ortadan kalkar. Sınır kalkarsa, insan her şeyi yapabileceğini sanır. 

Şeytan da tam bu noktada fısıldar: “Kimse sana dokunamaz.”

 

Ve dokunulmadı. Yıllarca…

 

Epstein yalnız değildi. Ama yalnızmış gibi öldü. 

Çünkü Batı, ahlâksızlığıyla yüzleşmez. Onu ya gömer ya da intihar süsü verir.

Çünkü Batı için ahlâk, söylemdir. Eylem değil.

 

Kur’an bu zihniyeti tanır: “Onlar sözleriyle kalplerinde olmayanı söylerler.” (Âl-i İmrân, 167)

 

Batı çocuk hakları derken dosyaları kilitledi.

Şeffaflık derken isimleri kararttı.

Hesap verebilirlik derken kameraları kapattı.

 

Ve sonra bize döndü. Yine bize. Yine “geri kalmış” dedi. Yine “otoriter” dedi.

 

Bu noktada Batı’nın korkuları devreye giriyor. Epstein dosyalarında dolaşan iddialardan biri şuydu: Batı sisteminin dışında kalan, kontrol edilemeyen lider profilleri. Burada adı geçen figürlerden biri de Recep Tayyip Erdoğan oldu. Bu, “şu yaptı, bu dedi” meselesi değil. Bu bir algı meselesi. Batı’nın korktuğu şey bir insan değil, bir itaat etmeme hâli.

 

Çünkü Batı şunu bilir: Boyun eğmeyen, satın alınamayan, ahlâkı pazarlık konusu yapmayan aktörler tehlikelidir.

Onlar dosya açabilir. 

Onlar sessiz kalmayabilir.

 Onlar süslenmiş günaha alkış tutmayabilir.

 

Şeytan da insanı böyle seçer. Zayıf anında değil sadece. Güçlü hissettiği anda!..

Batı bugün tam burada duruyor. Kendini ahlâk üstü sanıyor. Hesap vermeyeceğine inanıyor.

 

Ama Allah, şeytana mühlet verirken bir şeyi net söyledi: “Benim kullarım üzerinde senin hiçbir zorlayıcı gücün yoktur.” (İsrâ, 65)

 

Bu ayet Batı’nın da, Epstein düzeninin de, süslü ahlâksızlığın da tabutuna çakılmış bir çividir. 

Şeytan ikna eder, zorlayamaz. Batı önerir, dayatır. Kabul eden insan olur. Suçlu insan olur.

 

Bizim hatamız neydi!…

Biz bu süslemeyi uzun süre hayranlıkla izledik.

Kendi değerlerimizi savunurken kekeler hale geldik. 

Batı’dan gelen her şeyi “ilerleme”, kendimizden çıkan her şeyi “engel” sandık.

 

Oysa Kur’an uyarıyordu: “Onların çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” (En’âm, 116)

 

Epstein dosyası bu yüzden önemli… Çünkü Batı’nın ahlâk masalında bir yırtık açtı. Küçük ama derin.

Ve o yırtıktan içerdeki çürüme göründü. Panik de buradan çıktı. Sessizlik de buradan çıktı. Korku da buradan çıktı.

 

Bugün insanlık yine bir eşikte…

Şeytan işini yapıyor. Günah normal, itiraz problemli, ahlâk “kişisel tercih” ilan ediliyor.

Ama bu oyunun sonu yeni değil. Tarihte defalarca oynandı.

 

Ve her seferinde aynı ayet kaldı geriye: “Hak geldi, batıl yok oldu. Zaten batıl yok olmaya mahkûmdur.(İsrâ, 81)

 

Bu bir temenni değil. Bu bir yasa…

 

Batı ister kabul etsin ister etmesin.

Dosyalar kapatılsın ya da yakılsın.

İsimler gizlensin ya da unutturulsun.

 

Şeytan mühletlidir. Ama sonsuz değildir.

 

Ve insan, hâlâ seçmek zorundadır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —